fajohn

aq the life

kum saati

Durumumu aynen şu cümlemle açıklıyorum;

“Hani olur ya kum saatinde bir kum tanesinin yer çekiminin zorlamasıyla o küçücük delikten aşağı düşmesi bir yıl gibi gelir. İşte ben o anlardan birinde aynı kum saatiyle ayların geçmesini bekliyorum ve yer çekimi ters dönmüş.”

my loneliness is killing me

Yanlızlık bir fobi midir? Yoksa kendinle kalabilme fırsatı mıdır? Bilmiyorum hangisi doğru ama ben yanlızlıktan nefret ediyorum. Evet güzel kız seni kestim gözüme benim olacaksın…

Tell everyone in the world

Ne olduğunu göremiyorsun evlat
Neden zihnime uymuyorsun sanki
Söylesene dünyadaki her varlığa aslını
Sen aslında bensin ve bu sözü sonuna kadar tutacaksın

Şöyle bir yürüyüşe ne dersin dostum
Gel beraber bence konuşalım
Tabii ki sende biliyorsun o dili
Çünkü sen aslında bensin ve sözünü hep tutacaksın

Hey sevgilim öpsene beni en derinden
Vicdanımla yanlız bırakamazsın beni
Bunu sende biliyorsun aslında
Evet sende bensin ölüme kadar

Narsist ve egoist bünyem size sesleniyorum
Aslında hepiniz benim, parçalarım
Ölüme kadar orada olacaksınız
Kölelerimsiniz ruhsal varlıklar, ve sözünüzü hep tutacaksınız

Kimsenin göremediği bir ışık var orada

Tam orada hiçbir yerin tam ortasında minicik bir ışık var kimsenin göremediği. Heyecanla ve sabırla bekliyor birilerinin onu görmesini. Bu kendini bile aydınlatmaktan aciz ışığı aydınlatacak bir kaynak arıyor, kim bilir belki birgün bulur.

diye düşünüyordum kendimden habersiz gecemde, unutmanın şiddetli acısını çektiriyordum kendime. Sanki işkence çektirmem gerekiyormuş gibi zorluyordum kendimi unutmamak için, “aşk acısı 13 saat sürermiş; istersen bir gününü ayırır silip atarsın, istersen 1 saniye 1 saniye bölerek ömür boyu çekersin”, sanırım ben bölünebilecek en küçük parçalara bölmeye çalışıyordum. Neden uzaklaşıp gidermiyorum diye düşünüyordum ne kadar fiziksel uzaklıkların pençesinde kıvranıyor olsamda. Aynı yıldızların altında duruyor olmak hissettiriyordur belkide bu kadar yanımında. Bir anda telefonumdan sesler geldi sanki yıllardır duymuyordum o sesi, ve bir mesaj:

- İzmir seni özledi ve seni bekliyor, ama yepyeni seni. Kendini kurtar ve kendine çok iyi bak. İyi geceler.

Bu mesajı duymak galiba hiperbolik hayat grafiğimde tam bir dönüm noktası teşkil etti sanki. Bilmiyorum, belkide bu kadar tiyatral düşünmek beni iyi hissettiriyordur.

Sonra yanlızlık geçici diye düşündüm ama tersi olan birliktelikte geçici olmalıdır. Ne seni ne beni üzmeye gerek yok; hayatımın bir kısmınında rengarenk bir kartela oluşturduğun için teşekkür ederim.

Bir kızı güldürebilirsen ona herşeyi yaptırabilirsin ama güldüremiyorsan ikinizinde hayatı mahvoluyordur o zaman ağlamak yakındır. Ağlamak yakındır bir o kadar da gereklidir. Rüyalarım burada, ama içinde yoksun. Herşey için teşekkürler, seni sevdim.

Bitti…

We’re all just waiting for that one chance to get out of here

Please don’t be mad at me when I just say goodbye

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Just Hold Me – Maria Mena

- And if I wanted loneliness I’d choose to go

Far far away

Uzaklara gitme düşüncesi sarıyor ruhumu bir anda. Tek isteğim hiç bilmediğim bir yerde hiç birşey bilmez ve hatırlamazken uyanmak oluyor. Ama korkuyorum, korkuyorum da kaybedeceklerimden değil, tek korktuğum şey uzaklara giderken kendimi de yanımda götürecek olmak. Ne güzel olurdu sert ve ani bir unutma ve unutulma. Yeniden başlamaya çalışırdım, aslında biliyorum başlangıç ne kadar farklı olursa olsun şu ankinden daha iyi olamayacağım. Ama kim bilir belki kader güler bir defa da olsa.

Artık hayattan zevk alamaz hale geldim. Günler anlamsız saatler acımasızlaşıyor. Hiçbir hedefim yok hayatta, vay be ne çabuk sıktı beni hayat. Basit cümleler sıktı artık, ama aynı zamanda karmaşık cümlelerde istemiyorum.

Lütfen birgün sana “Elveda Sevgilim, ben gidiyorum…” yazarsam kızma bana.

If I had one day to live, I’d spend it looking into your eyes. And you know it.

Bi’ daha

Yatağımdayım, yine seni düşünüyorum. Yanıma uzanıyorsun ve o güzel sesinle kulağıma fısıldıyorsun hafifçe. Ne dediğini bilmiyorum ama dinlemeyi çok seviyorum. Yanımda olmanı ve kalp atışını hissedebilmeyi istiyorum. Farkında olmayabilirsin ama senin beni eriten sıcaklığını bile seviyorum.

Sonra yanımdan kalkıp gidiyorsun, bilincim, etraf ve tüm diğer şeyler kararıyor. Sen ve sıcaklığın olmadan alabildiğine derinleşiyor zihnim. Ardından başlıyorum Tanrıya yalvarmaya, tek isteğim senin hayalini görebilmek, ama her zaman ki gibi beni dinlemiyor.

Ve en sonunda sabaha kadar seni izleyerek uykusuz kalmayı yeğlerken sensiz uykuya dalıyorum. Biliyorsun seni izlemeyi ne kadar çok sevdiğimi. Seni her halinle seviyorum demiştim, evet gerçekten her halinle. Sabah uyandığımda yanımda seni hafif kurbağalaşmış gözlerinle görmeyi seviyorum.

Hani keyifli olunca dil çıkarırsın ya bana, yapsana onu bi’ daha…